Istanbul is burning..

Istanbul is burning… Sometimes with love, sometimes with longing, sometimes with excitement. For me, Istanbul has always been a woman, when I speak to the cities I love, I speak to them as if they were her. And with Istanbul, we are bound in a love affair.

Hussein Haddad photography space of love and Image

Like any human relationship, love carries every color of emotion. With her, I feel them all at once:

Sorrow and pain 😔 → “İçim yanıyor” (my heart is burning), when sadness weighs heavy.

Jealousy and envy 😒 → “Kıskançlıktan yanıyor” (burning from jealousy), when fear of loss lurks.

Excitement and passion 🔥 → “Şevkten yanıyor” (burning with energy), when life is too full to contain.

Desire and ambition ✨ → “Başarı için yanıyor” (burning for success), when dreams take fire inside me.

Istanbul Turkey photography-Art fine prints

In Turkish culture, the word “yanmak”-to burn- is more than a metaphor. It is a way of naming the raw intensity of being alive. To burn is to feel deeply. To burn is to carry both beauty and pain in one breath. And this is what I find in Istanbul’s streets, in her sunsets, in the fragile warmth of her buildings when the light spills like fire across their faces.

In my photographs, I search for this hidden language. The sun becomes a candle; the city’s facades glow like tender hearts. Each frame is a small testimony to our shared fire (mine and hers). This is not just about architecture or skyline, but about a dialogue: between me and Istanbul, between generations, between the old and the new.

Istanbul photography storytelling Hussein Haddad photo and space

Because love is also memory. It stretches backwards to ancestors who once crossed these same streets, and forwards to the new generation searching for their own reflection in her waters. My work, as an artist and photographer, is to build a bridge: between nature, humans, and animals; between the wisdom of yesterday and the restless pulse of today’s youth.

Through my lens, I hope to show that Istanbul’s burning is not destruction, but continuity. It is the same flame that once inspired songs, poems, revolutions, and prayers. A flame carried in the soul of each person who has loved her.

Hussein Haddad space - photography Istanbul Turkey

This is why I return, again and again, to the city as if to a beloved. Because to love Istanbul is to accept all of her contradictions, her joy and her sorrow, her jealousy and her generosity, her dreams and her wounds. It is to understand that in her fire lives the essence of life itself.

And maybe, just maybe, by sharing these images, I can invite others to feel what I feel: that Istanbul’s burning is our burning too, a mirror of our humanity. For the old, it is memory; for the young, it is possibility.

For all of us, it is a reminder that the heart only truly lives when it burns.

Hussein Haddad Photography Istanbul Turkey

İstanbul yanıyor…
Bazen aşk ile, bazen özlemle, bazen de heyecanla.

Benim için İstanbul bir şehirden çok daha fazlası. O, bir kadın… Bazen bana naz yapan, bazen bana kızan, bazen de tüm güzelliğiyle karşıma çıkıp kalbimi yeniden çalan bir sevgili. Onunla aramızda bitmeyen bir ilişki var; inişleriyle, çıkışlarıyla, ayrılık acısıyla, kavuşma sevinciyle.

Türk kültüründe “yanmak” kelimesi, yalnızca ateşle ilgili değildir. Bizim dilimizde “yanmak”, insanın kalbinde taşıdığı en güçlü duyguların sembolüdür. Bir kayıp yaşadığımızda, “İçim yanıyor” deriz. Kıskançlık bastığında, “Kıskançlıktan yanıyor” oluruz. Büyük bir hayal uğruna çabalarken, “Başarı için yanıyor” deriz. Heyecanla bir şeyi beklerken, “Şevkten yanıyor” diye anlatırız.

Bu yüzden İstanbul’un kızıl güneşi bana her battığında, sanki koca şehir bu kelimenin bütün halleriyle yanıyormuş gibi görünür.

Güneş, bir mum gibi yavaş yavaş erirken,

binaların camlarına düşen ışık, kalplerimizin derininde saklı bütün duyguları ortaya çıkarır. Sıcacık bir sevda gibi, bazen de yakıcı bir acı gibi…

Ben bu fotoğraf serisinde İstanbul’u işte böyle gördüm. Onu bir kadın gibi düşündüm; kırılgan ama güçlü, yorgun ama dimdik, geçmişiyle yanmış ama geleceğiyle hala ışıldayan. Ve ben ona âşığım; kimi zaman huzursuz, kimi zaman deli dolu bir aşkla.

Çünkü biliyorum ki, insanı büyüten de, yakıp yeniden doğuran da bu duyguların hepsidir.

Hussein Haddad Photography - Turkey Foto space for love and talking

Ama bu sadece benim hikayem değil.

Bu aynı zamanda bir kültürün hikâyesi. Yüzyıllardır bu topraklarda insanlar, duygularını ateşin diliyle anlatmış. “Yanmak”, dedelerimizin de, torunlarımızın da bildiği bir kelime. İşte biz bu seride, gençlerle yaşlıların arasında köprü kurmak istiyoruz. Çünkü yanmak, aslında nesillerin ortak dili. Bir gencin aşkı da “yanmak”tır, bir yaşlının özlemi de. Bir çocuğun merakı da “yanmak”tır, bir annenin duası da.

Bizim için önemli olan, bu duyguları doğaya ve hayata da taşımak. Çünkü yalnızca insanlar değil, hayvanlar da, ağaçlar da, bu şehrin taşları bile yanar. Bir kedinin gözlerinde merak yanar. Bir ağacın gövdesinde mevsimlerin izi yanar.

Boğaz’ın sularında
hem hasret yanar, hem umut.

Bu yüzden bu fotoğraf serisi, sadece bir sanat projesi değil. O aynı zamanda bir çağrıdır: Duygularımızı saklamayalım, paylaşalım. Geçmişin bilgeliğini geleceğin merakıyla buluşturalım. Gençlere, “yanmak” kelimesinin sadece acı değil, aynı zamanda tutku, umut ve sevda anlamına geldiğini hatırlatalım.

İstanbul, kızıl bir mum gibi yanarken, ben bu karelerde aslında kendi kalbimi de görüyorum. Çünkü benim için sanat, sadece bir görüntü değil; insanla, doğayla, şehirle kurulan samimi bir bağdır. Ve bu bağ, nesillerin ötesine taşar.

O yüzden ben diyorum ki:
“İstanbul yanıyor… Ama bu yangın, bizi yok etmiyor. Aksine, bizi yeniden yakıyor, yeniden doğuruyor, yeniden bir araya getiriyor.”

Previous
Previous

The Sun’s Hidden Faces

Next
Next

The Sun as a Dervish